top of page

Bilinçdışı Anlaşmalardan Özgürleşme Kursu

​​​​

3.Hafta: Kendinizi Sevmeye İstekli misiniz?

1.Bölüm: Ana Sorumuz: Kendinizi seviyor musunuz?

Kişisel ve toplumsal açıdan en dönüştürücü eylemlerden biri, kendimizle sıcak bir ilişki kurabilme becerimizdir.

 

Ancak bu becerimiz şunlara bağlıdır:

  • Bir tanıdığımızın kendimizle sıcak bir ilişki kurma konusunda bize örnek olup olmadığına (bu nadiren olur),

  • Kendi seçimlerimizi yapma fırsatına sahip olup olmadığımıza ya da kararlarımızın bizim yerimize hep başkalarının verip vermediğine,

  • İçinde yaşadığımız sosyo-ekonomik baskı alanı (yoksulluk, ırkçılık, beden tipi, sağlık, yaş, yetenek, dinle ilgili ön yargılar, kendi içimizden ve dışımızdan gelen baskılar, büyüdüğümüz mahallerin güvenliği ve samimiyet vb.)

  • Beynin kendi sesini, yani varsayılan mod ağını, kendi kendini yok eden bir imha sistemine dönüştüren travmalar yaşamadığımıza,

  • Kendimizle sıcak bir ilişki kurmamızı engelleyen bilinçdışı anlaşmalarımızın olup olmadığına,

  • Ne kadar iyileşme gösterdiğimize.

 

Bu listeye neden sosyal ve ekonomik etkileri dahil ediyoruz? Çünkü sıklıkla bedenler ve ruhlar ne kadar iş yapıp üretebileceklerine ne kadar satış yapabileceklerine veya kaç kişinin onları seyretmek isteyeceğine bağlı olarak parasal bir değere indirgenir. Böyle bir ortamda, kişisel gücümüzü ve ne kadar değerli olduğumuza dair algılarımızı kaybederiz.

Yeterince para kazanmak, fazla yaşlı ya da fazla çirkin olmak, kusurlu bir ten rengine sahip olmak, uygun olmayan kıyafetler giymek, yanlış düşüncelere sahip olmak, geldiğimiz toprakların ya da atalarımızın haksız olması gibi tüm bu içselleştirilen mesajlar, ilgi çekici olmadığımıza ve hiçbir söz hakkımızın olmadığına inanmaya yönelik baskı yaratır. Sanki var olma hakkı elimizden alınıyor gibidir.

 

Değerli ve önemli olmaya dair toplum baskısı altında olan bu kavramsal yanılgılar ile bilinçdışı anlamlamalarımız birbirine girdiği zaman, dünyamızı, üzerinde yaşayan tüm sakinlerinin (tüm insanlar, böcekler ve topraktaki mikroplar da dahil olmak üzere tüm canlı türlerinin) hoş karşılandığı bir yer haline getirme ve böyle bir yerde yaşamayı deneyimleme gücümüzü elimizden alır.

 

Bizi kısıtlayan bu anlaşmaların farkına varıp onlardan kurtulduğumuzda, hep birlikte bu müthiş güzellikteki sevgili gezegenimizi elimizden geldiğince geri kazanmaya dair bir adım daha atmış oluruz.

 

İLİŞKİSEL NÖROBİLİM KAVRAMI: VARSAYILAN MOD AĞI VEYA BEYNİN “ÖZ” E DAİR DÜŞÜNME ŞEKLİ

Hepimizin otomatik bir beyin sesi vardır ve kendimize karşı nasıl hissettiğimizi bu ses bize bildirir. İşini iyi yapabilmesi için onu özgür bıraktığımızda bu ses, iyilik için kullanılabilecek güç haline gelebilir.

Bu sesin rolü, dünyayı anlamlandırmak, başkalarıyla bağ kurmamızı sağlamak, onları hatırlamamıza yardımcı olmak, yaratıcılığımızı beslemek ve parçaları birleştirip bütünler yaratmaktır. Bu ses, varsayılan mod ağı olarak adlandırılır ve ancak beynimiz rahatken, yani beynimizi problem çözmek için kullanmadığımız, bir şeyler üzerine düşünmediğimiz Netflix veya sosyal medya gibi dikkat dağıtıcı unsurların olmadığı zamanlarda çalışmaya başlar.

Sahip olduğumuz bilinçdışı anlaşmalar, varsayılan mod ağını derinden şekillendiriyor olsa da iyi haber şu: Bilinçdışı anlaşmalar üzerine çalıştıkça varsayılan mod hızlıca öğrenir ve dönüşür.

Stresli olduğumuz zamanlarda, varsayılan mod ağımız yani problem çözücümüz de strese girer. Her an endişe duymaya başlarız ve genellikle başta hissettiğimiz kaygıların sesi giderek gürültülü hale gelir.

Varsayılan mod ağı sonunun bizde olduğuna inanırsa, ki genellikle travma atlattığımızda buna inanır, bu çok eleştirel hale gelebilir ve beynimizin içini de yaşanması zor bir yer haline getirebilir.

Hem stresli hem de travmatize durumlarda, varsayılan mod ağı çok müdahaleci olabilir Özeleştiri, kendini aşağılama, kendinden nefret etme vb. Böyle zamanlarda, hayata odaklanmak, hayattan zevk almak imkânsız hale gelir.

Bu bölümde, beynimizin içinde bizi güvenle tutacak nöronlardan oluşan bir permakültür bahçesi kurmaya başlamak için bilinçdışı anlaşmaları bırakmanın kendimizle sıcak bir ilişki kurmayı ve rezonansı nasıl destekleyebileceğimiz göreceğiz.

​​
 

KENDİMİZLE SICAK BİR İLİŞKİ KURMAK: BEYİN, KENDİNİ KUCAKLAMAYI NASIL ÖĞRENİR?

Beynimiz, kendimizi şefkat ve anlayışla kabul etmemizi sağlayan nöronları ömür boyu büyütebilecek kapasiteye sahiptir.

 

Bizi kendimize özen göstermekten alıkoyan anlaşmalardan arındırdığımızda, sıcaklığın nasıl bir his olduğuna dair ilk izlenimlerimiz oluşmaya başlar. Çok öfkelendiğimizde, korktuğumuzda, üzüldüğümüzde, yalnız hissettiğimizde veya utandığımızda, kendimizi kucaklamak pratiklerle mümkün olabilir. Bu, daha büyük ağırlıkları kaldırabilmek için kaslarımızı geliştirmeye benzer.

Kendi duygularımızı kucaklayacak kadar güçlenmeden önce, bizi kucaklayacak ve bize sıcaklıkla yaklaşabilecek kişileri belirlemek destekleyici olabilir. Bu kişiler, terapistler, arkadaşlar, kitaplar, rezonans dostlarınız olabilir.

Bize birilerinin eşlik etmesi halini, anlaşılma hissini ve benzer deneyimleri başkalarının da yaşadığının farkındalığını yaşadıkça, kendimizi sıcaklıkla benimsemeyi öğreniriz. Böyle anlarda, beynin ön kısımındaki prefrontal korteksin derinlerinde yer alan dostumuz amigdalaya uzanan yeni sinir bağlantıları geliştiririz.

 

Bebekken, kendi başımızın çaresine bakmak için değil, ağlamak, gülmek ve iletişim kurmak için doğduk. Bunu öğrenmemizin yolu, anneliği üstlenen kişinin “ağlamamız” için bizi yalnız bırakması değil, değerli olduğumuzu bize göstermesidir.  Prefrontal korteksin orta kısmındaki (alnın hemen arkasındaki) nöronlar, şefkatli ve tam bir anlayışla amigdalaya doğru yeniden uzanmaya başladığında rezonansla yaklaşan öztanık doğar.

Ünlü araştırmacı Moche Szyf’in şu sözünü tekrar hatırlarım: “Prefrontal korteksinizdeki her bir hücre, annenizin varlığının ya da yokluğunun imzasını taşır.” İnsan beyni 86 milyar hücreden oluşur. Prefrontal korteks, beynin yaklaşık üçte birini kaplar, bu da annemizin varlığının ya da yokluğunun taşıyan yaklaşık 29 milyar hücreye sahip olabileceğimiz anlamına gelir. Bu çok fazla hücre ve dolayısıyla olağanüstü bir etki alanı demektir.

Bize bakımveren kişiler, kendi yetişme dönemlerinde bir bakımverenin varlığından mahrum kaldıysa, bize şefkatle bakabilmek için ihtiyaç duydukları besleme becerilerini hiç öğrenememiş olabilirler.

Prefrontal korteksimizin her bir hücresindeki anne, duygusal benliğimizi nasıl besleyeceği konusunda şaşıp kalmış olabilir. Bu da, “Ne? Bana Şefkat mi?” diyen 29 milyar şaşkın hücreye sahip olduğumuz anlamına gelebilir. Yine de bu kafa karışıklığı, rezonansa girdiğimiz deneyimler yaşadığımızda ya da birinden lütuf olarak gelen bir yüz ifadesinin içimizde rezone etmesiyle değişebilir.

Geçen hafta bir şeyden şikâyet ediyordum ve arkadaşım bana hiçbir şey söylemeden, sadece bir yüz ifadesiyle karşılık verdi ve ben de “Vay canına, tam anlamıyla anlaşıldım,” diye düşündüm. Bütün bedenim rahatladı. Anlaşıldığımı hissetmek için daha uygun bir yüz ifadesi olamazdı; ihtiyacım olan tüm detaylara sahipti. İnsanların bize eşlik etmesi için kelime kullanmasına gerek bile yoktur.

Rezonans kelimesini inceleyelim. Rezonansın rezonans olabilmesi için en az iki kişinin katılımına ihtiyaç vardır. Size sözlü ya da sözsüz bir fikir sunduğumda ve siz de, “Evet işte bu!” dediğinizde işte birlikte rezonansı bulmuşuz demektir.

Bu bölüm boyunca kendimizle nasıl rezonansa girebileceğimizi keşfediyoruz, böylece sanki bir bedende iki kişi gibi oluyoruz. Kendimizle rezonansa girdiğimizi bedenimizin gevşemesinden anlarız. Bu gevşeme önemlidir çünkü rezonansla birlikte gelen gevşeme, ilişkisel beyni harekete geçirir. İlişkisel beyin, beynin yeni şeyler öğrenmeyi seven ve kolayca değişebilen kısımdır.

  • Duygular ve İhtiyaçlar

  • Bedensel Hisler

  • Canlı Metaforlar

  • İmkânsız Hayal Tahminleri

  • Şiir ve Şiirsel Görseller

  • Olanı Olduğu Gibi Kabul Etmek

  • Küfür

  • Biraz Mizah

  • İlişkisel Dil (Sen – Ben)

Rezonans dilinin dokuz biçimini bu çalışma boyunca pratik edeceğiz.

Birisi bize rezonans dilini kullanarak sesli bir şekilde ya da sessizce eşlik ettiğinde, sanki içimizde olup bitenleri hissettiğini ve anladığını bilmemizi sağlıyordur.

“Tabii ki” yaklaşımıyla karşılaştıkça (Tabii ki kızgınsınız!) Tabii ki şaşkınsınız! Tabii ki parçalandık! Tabii ki çok ama çok seviyoruz!) yeni sinir ağları geliştiririz. Amigdalanın, beyni alarm durumuna geçirmesine sebep olan sinir ağlarına ekleme yapmak yerine, prefrontal korteksin amigdalayı kucaklamasını ve “Tabii ki kızgınsın! Değerli olduğunu bilmeye ihtiyacın var! Demesini sağlayan yeni sinir ağları ve bağlantıları geliştiririz. Buna karşılık olarak, amigdala söyle yanıt verir: “Ah, mesajım alındı. Beden rahatlamaya geçebilir.”

UYGULAMA: Eleştirel İç Sesinizi Fark Etmeye Yönelik Günlük

Bizi kendimize özen göstermekten alıkoyan anlaşmaları keşfetmek için aşağıdaki dökümanda bulunan "Eleştirel İç Sesinizi Fark Etmeye Yönelik Günlük" çalışmasını yapınız.

ANKET: Kendinizle Sıcak Bir İlişki Kurmak

Varsayılan mod ağınızın size nasıl davrandığını anlamak için linke tıklayarak

"Kendinizle Sıcak Bir İlişki Kurmak" adlı anketi cevaplayabilirsiniz. Anketi tamamladıktan sonra buraya dönüp çalışmaya devam edebilirsiniz.

 

KENDİMİZLE SICAK BİR İLİŞKİ KURMANIN ÖNEMİ

Araştırmalar, ne kadar çok öz şefkatli olursak ve kendimizle ne kadar sıcak ilişki kurarsak, travma sonrası stres bozukluğuna (TSBB) o kadar az yatkın olacağımızı göstermektedir. Çocukluk döneminde zorlu ilişkiler yaşamış askerlerin, savaşa gittiklerinde TSSB yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğunu bir süredir biliyoruz.

İster destekleyici çocukluk dönemi ilişkilerimizden ister kendi şifa çalışmalarımızdan (veya her ikisinden) edinmiş olalım, ne kadar çok öz şefkatimiz olursa, hayatta o kadar iyi oluruz; olası travmatik olaylarla karşılaştığımızda bile.

Aşağıdaki meditasyon, kendimizle sıcak bir ilişki kurmanın temellerini sunmaktadır.

REHBERLİ MEDİTASYON: Varsayılan Mod Ağıyla Sıcak Bir İlişki Kurmak

 

Bu meditasyona hazırlanmak için, günlüğünüze yazdığınız önceki notlarınızı gözden geçirin, böylece hata yaptığınızda varsayılan mod ağınızın size nasıl davrandığını hatırlayabilirsiniz.

 

Şimdi, o bilgileri aklınızda tutup, varsayılan mod ağıyla sıcak bir ilişki kurarak beyninizin iyiliğini destekleyecek olan bu rehberli meditasyonu uygulayın.

İç dünyanızdan aramıza tekrar hoşgeldiniz!

 

Eleştirel varsayılan mod ağıyla Sarah Peyton'un nasıl konuştuğuna bir bakalım. Bu meditasyonu oluştururken S.Peyton kendi eleştirel iç seslerini ve bizimkileri düşünmüş ve bu sesinin onu (varsayılan mod) anladığını hissetmesine yardımcı olmak için Şiddetsiz İletişim metodunun duygu ve ihtiyaç tahminlerinden yararlanmış.  

REZONANS DİLİ ÇALIŞMASI: Eleştirel İç Seslerin Duygu ve İhtiyaçları

 

Aşağıdaki dosyada eleştirel sesin duygu ve ihtiyaçlarını anlamaya yönelik örnek çalışma dosyası bulacaksınız. Örnek çalışmayı inceleyerek kendi çalışmanızı yapabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

Şimdi, özeleştirinin ardındaki duygu ve ihtiyaçlara baktığınıza göre, içimizde olup bitenleri anlamak böyle kolaysa, insanların neden kendilerini eleştirmeye devam ettiklerini öğrenmek istiyor olabilirsiniz.

BİREBİR ÇALIŞMA: Bir Danışanla Bilinçdışı Anlaşma Çalışması

 

Kendimizle sıcak bir ilişki kurmaya çabalarken, eleştirinin bize anlatmaya çalıştıklarını çözmek son derece faydalıdır ancak kendimizi şefkatle kucaklamaktan bizi alıkoyan anlaşmalarımız varsa, eleştirinin anlattıklarını çözmek bizi ancak bir yere kadar getirir. Şimdi, Sarah Peyton’un bir okuruyla yaptığı “bilinçdışı anlaşma çalışması” nın bir örneğini buradan dinleyebilirsiniz.

Bir sonraki bölümde bilinçdışı anlaşmaların duygulara temas eden kısımlarını göreceksiniz. Sonrasında kendinizi sevmenizi ve kendinizle sıcak bir ilişki kurmanızı engelleyen bilinçdışı anlaşmanızın ne olabileceğini görmek için şablonu takip edebilirsiniz.

BİLİNÇDIŞI ANLAŞMALARIN DUYGULARA TEMAS EDEN KISIMLARI

Aşağıdaki anlaşmalara göz atın ve size ait olabileceğini hissettiğiniz ifadeleri daire içine alın.

 

Varsayılan mod ağını ve günlük yaşamı kapsayan yaygın anlaşmalar:

  • Hata yapmayacağım…

  • Her şeyi halledeceğim…

  • Konuşmadan ya da yazmadan önce her şeyi bileceğim…

  • Kötü bir şey olacağını önceden göreceğim…

  • Hiçbir şeyi/hiç kimseyi unutmayacağım…

  • Herkes için her şeyi takip edeceğim…

  • Herkesin dahil olduğundan emin olacağım…

  • Sahtekâr olduğuma inanacağım…

  • Yeterince bilmediğime inanacağım…

  • Yeterince iyi/yeterli olmadığıma inanacağım…

  • Çok fazla olduğuma inanacağım…

  • Daima tetikte olacağım…

  • Benden istenen her şeye evet diyeceğim…

 

Varsayılan mod ağını ve kendinizle sıcak bir ilişki kurmayı kapsayan yaygın anlaşmalar:

 

  • Kendimi sevmeyeceğim…

  • Kendimi affetmeyeceğim…

  • Kendimi dahil etmeyeceğim…

  • İhtiyaçlarımın önemli olduğuna inanmayacağım…

  • Kendime sevgi dolu ve sıcak bir şekilde yaklaşmayacağım…

  • Ait olmadığıma inanacağım…

  • Değersiz olduğuma inanacağım…

 

…….................... için

 

Bilinçdışı anlaşmalardaki “….için” ifadesi, bizi bu anlaşmaları bir nedenden dolayı yaptığımız ihtimalini keşfetmeye davet eder. Nedenimiz genellikle çok geçerlidir.  Hayatta kalmak ve sevgi, en yaygın nedenlerden ikisidir. Yukarıdaki anlaşmalardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, deneyebileceğiniz bazı olası “……. İçin” leri aşağıda bulabilirsiniz.

 

 

 

(hayatta kalmak ) için…....................

  • ….............bir daha asla aşağılanmadığımdan veya benimle alay edilmediğinden emin olacağım.

  • ….............dayak yemekten veya kovulmaktan kaçınacağım.

  • ................bir yerim olduğundan emin olacağım.

  • ….............herkesi güvende tutacağım.

  • …............beni sevmeyen/istemeyenler tarafından hayal kırıklığına uğratılmaktan sakınacağım.

  • …............bir daha yapmayayım diye kendimi cezalandıracağım.

  • …............kendini sevmeyenlerin olduğu aileme ait olacağım.

 

(sevilmek) için…

  • …...........anneme eşlik edecek ve onu hiç terk etmeyeceğim.

  • ........……babamı yalnız bırakmayacağım.

  • …........…evimdeki sevgi dengesini koruyacağım.

  • .......……ebeveynimle/kardeşimle rekabet etmeyeceğim.

 

ELEŞTİREL İÇSESLE BAĞLANTILI ANLAŞMALARA ÖRNEKLER:

 

Ben (adınız),

 

Ebeveynlerimin sözlü istismarını anlamlandırmak için çirkin ve itici olduğuma ve kimsenin beni sevmeyeceğine inanacağıma söz veriyorum.

 

Ömrüm boyunca hissettiğim yalnızlığı anlamlandırmak için sevilebilir olmadığıma inanacağıma söz veriyorum.

 

Ebeveynimin ayrılmasını anlamaya çalışmak içim yetersiz olduğuma inanacağıma söz veriyorum.

 

Doğmamın/yaşamımın anneme yüklediği yükün kefaretini ödemek için yaşamayı hak etmediğime inanacağıma söz veriyorum.

KENDİNİ SEVMEMEK YA DA KENDİNE ŞEFKAT GÖSTERMEMEK İÇİN YAPILAN ANLAŞMALARA ÖRNEKLER:

Ben (adınız)

Bana (ya da sevdiğim inanlara) bedeli ne olursa olsun, seni yanlızktan korumak için kendimi sevmeyeceğime dair, anne sana söz veriyorum.

Bedeli ne olursa olsun, seni sevilmeye dair yıkılan umutların dayanılmaz hüsranından korumak için kendime sert davranacağıma dair, özbenliğim sana söz veriyorum.

Bedeli ne olursa olsun, insanların sana verdiği zarardan dolayı seni onurlandırmak için kendimi sevmeyeceğime dair, dünya sana söz veriyorum.

Bedeli ne olursa olsun, nefes aldığım için kendimi cezalandırmak ve dünyadaki tüm oksijeni sana bırakmak için kendimden nefret edeceğime dair, anne sana söz veriyorum.

Bedeli ne olursa olsun, bu dünyada sevilmeyen tüm insanların bütünlüğü uğruna bir protesto olarak kendimi sevmeyeceğime dair, özbenliğim sana söz veriyorum.

En baştaki “bedeli ne olursa olsun” kısmı, bu bilinçdışı anlaşmaya devam etmek için ödediğimiz bedele gerçekçi bir şekilde bakmanızı sağlar. Ödediğiniz bedel, sağlık, özgürlük, bağlantı, tatmin veya özsevgi olabilir. Bu bedel, kişisel olarak bizim ödediğimiz bir bedel olabileceği gibi, çocuklarımızın veya sevdiklerimizin ödediği bedel de olabilir.

 

Bilinçdışı Anlaşma Süreci Şablonu

 

Aşağıdaki word dosyasında bilinçdışı anlaşma süreci şablonu bulacaksınız. Bu çalışmayı sizi destekleyen bir arkadaşınızla veya kendi kendinize yapabilirsiniz.

Bilinçdışı Anlaşma Sürecinin temel bir taslağına sahipsiniz ve bunu kendiniz için deneme imkânınız oldu. Sürecin bazı iniş çıkışları olabileceğini keşfedeceksiniz. En önemli kısım, kendimizle yaptığımız anlaşmaları keşfetme sürecidir. Karnımızın derinliklerine inip, orada mevcut olan devasa sevgiyi, engelleyici şoku ve hayatta kalma dürtüsünü keşfettiğimizde, bizi bu anlaşmaları yapmaya ve korumaya motive eden çok geçerli bir nedenleri buluruz.

İnsanların bu işi kendi başlarında yapmaya çalışırken yaptıkları en yaygın hata, çok küçük oynamak ve bu anlaşmaları manipülatif, egosal, toplumsal benliklerinin yaptığına inanmaktır. Gerçek ise asla böyle değildir.

Gerçek, bu anlaşmalar, benliğin ve bebeklik en derin seviyelerinde, manipülasyon seviyesinin çok altında yaptığımız sinir sistemi seviyesindeki, hücresel seviyedeki anlaşmalardır.

Kendimizi bu kadar cömert görmeye alışık değiliz ancak bu fenomeni tanımak ve onunla çalışmanın getirebileceği şifadan tam olarak yararlanmak için bu yönde hareket etmeye ihtiyacımız var.

İyi bir “………için”  (örneğin: sevilmek için) bulduğumuz zaman, çoğunlukla bize gözyaşı gelir ya da en azından beden, hislerdeki değişikliklerle kendini belli eder.

Bu bedensel hisler, daha fazla gerginlik veya daha fazla gevşeme yönünde olabilir.

Verilen söz bir kez bırakıldığında, çoğu zaman gevşeme yaşarız ancak aynı zamanda biraz şaşkınlık ya da “Şimdi ne olacak?” diye soran küçük bir ses de duyabiliriz. İzinlerimiz, yeni bir yön, yeni bir niyet veya bize yönelebileceğimiz yeni bir kutupyıldızı  sunarak buna yardımcı olur.

Kendinizle İlişkinize Sıcaklığı Davet Etmeye Yönelik Günlük

 

Bu haftanın sonuna geldik. Kendinizle ilişkinize sıcaklığı davet etmeye yönelik günlük tutmak bu yolculuktaki gelişiminizi görmenize fırsat verir. Aşağıdaki word dökümanını indirerek günlüğe ulaşabiliriniz.

Tebrikler bu haftayı tamamladınız. 2.Bölüm 'de travmanın iyileşme sürecinin inceliklerine ve bu iyileşmenin bizi bilinçdışı anlaşmaların yeni seviyelerine bağladığına götürüyor.

bottom of page